Makaleler

Mirasın Reddi ve Murisin Borca Batak Olması Halinde Vergisel Sorumluluk1

A) Mirasçılık Hakkı

Hukuk sistemimize göre mirasçılık da, mirasın reddi de birer haktır. Mirasbırakanın ölümüyle birlikte varislerin mirasçılık hakları doğmaktadır. Mirasçılık hakları deyimi ile anlatılmak istenen, mirasbırakanın sağlığında sahip olduğu tüm malvarlığı hakları ve tasarruf işlemleridir. Tıbben ve hukuken ölen kişi artık bu hakları kullanamayacağından bütün hakları mirasçılarına geçmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu “kanuni mirasçılık” şeklinde olabileceği gibi mirasbırakanın sağ iken yaptığı “ölüme bağlı tasarruflar” şeklinde de olabilir (Şenyüz, 2003: 28). Ancak kanuni veya mansup mirasçıların mirası kabulü mümkün olduğu gibi mirası reddetmeleri de mümkündür.

B) Mirasın Reddi (Reddi Miras)

Mirasın reddi, mirasçılığı kendisi için tehlikeli gören ve/veya mirasçılık sıfatını haiz olmak istemeyen varisler için öngörülmüş bir hak olup, mirasın reddi beyanıyla mirasın açıldığı an itibariyle mirasçılık sıfatının yitirildiği anlamına gelir (Aslan, 2017: 136). Mirasın reddi ise yasal ya da atanmış mirasçıların kendisine intikal eden mirası kabul etmediği yolundaki irade beyanı anlamını taşımaktadır.

TMK’nın 603. maddesi gereğince mirasbırakanın alacaklılarının hakları, vasiyet alacaklılarının haklarından, vasiyet alacaklılarının hakları da mirasçıların alacaklılarının haklarından önce gelmektedir. Mirasçılar genelde mirasbırakanın batık olduğu, şahıslara ve kurumlara olan borçlarının mal varlığından fazla olduğu durumlarda, miras reddetmek suretiyle, murisle kan bağı olsa bile miras yoluyla başkasına ait borcu yüklenmek istememektedir. Aksi yönde yasalarla mirasbırakanın borçlarından mutlak surette mirasçıları sorumlu tutmak “sorumluluğun şahsiliği ilkesi” ile de bağdaşmayacaktır.

Ölüm sonrası tereke ve ölümün mirası kabul eden mirasçılar tarafından vergi dairesine bildirilmesi bir yükümlülük olmakla birlikte, potansiyel mirasçıların vergi idaresiyle irtibata geçerek mirasbırakanın varsa vergi borçlarının öğrenilmesi, bu tutarın tereke mal varlığı ile karşılaştırılarak mirasın kabul ya da reddine karar verilmesi de bir mükellef hakkıdır (Erol ve Elmas, 2014: 14). Dolayısıyla mirasbırakanın mal varlığını aşan vergi borcundan kaçınmak isteyen mirasçılar mirası reddederek vergi ve diğer borçları ile birlikte mükellef sıfatı ile diğer ödevlerin yerine getirilmesinden kurtulabileceklerdir. Mirasbırakanın vergi borçlarından mirası reddetmiş mirasçılar adına vergi tarhiyatı yapılamaz (Danıştay 4. Daire, 23.09.1982 Tarih, E.1982/1785, K.1982/3622 Sayılı Karar).

C) Mirasın Hükmen Reddi

TMK’da mirasın hükmen reddi ve mirasın gerçek reddi olmak üzere iki tür red öngörülmüştür. Mirasın hükmen reddi TMK’nın 605. maddesinde yer almaktadır. Buna göre “ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras hükmen reddedilmiş sayılır”. Ancak ilgililer borca batık olma durumuna rağmen mirası açıkça ya da üstü kapalı olarak kabul edebilirler. Mirasın gerçek reddi ise yasal ya da atanmış mirasçılar tarafından mirasın açık irade beyanlarıyla reddedilmesi demektir. Mirasçılardan birinin mirası reddetmesi diğerlerinin de mirası reddettiği anlamına gelmez. Her mirasçı bu hakkı şahsen kullanacaktır. Buna mukabil mirası reddeden kişilerin varsa füru yani alt soyu (çocukları, torunları)  en yakın mirasçı sayılmazlar (Yargıtay 2. Daire, 12.09.2005 Tarih, E. 2005/7014, K. 2005/12350 Sayılı Karar). Başka bir ifadeyle mirasın reddinde mirasçılık hakkı alt soya geçmez. Mirasçıların mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczini bilmemesi halinde de “bilseydi zaten reddedeceği” varsayımından hareket edilmelidir (Petek, 2013: 2230).

Mirası red süresi ise TMK’da 3 (üç) ay olarak kabul edilmiştir. “Bu süre yasal mirasçılar bakımından miras bırakanının ölümünü öğrendikleri veya mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmeleri kaydıyla mirasçı sıfatı kazandıklarını öğrendikleri tarihten başlayacakken, atanmış mirasçılar açısından bu süre miras bırakanın tasarrufunun kendilerine bildirildiği tarihten itibaren başlayacaktır”. Red nedeniyle daha önce mirasçı olmayanların mirasçı haline gelmesi halinde önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendiği tarihten itibaren bu süre başlayacaktır (Aslan, 2017: 134). Bu süre içerisinde mirası reddetmeyen mirasçı kayıtsız şartsız mirası kabul etmiş olacaktır. (TMK 610) Mirasbırakanın vergisel ödevleri mirası kabul eden ya da reddetmeyen mirasçılara geçer (Aslan, 2017: 134). Ayrıca hükmi reddin bir sonuç doğurabilmesi için herhangi bir irade açıklamasına ya da dava yoluna başvurulma şartı öngörülmemiştir (Aslan, 2017: 135).

D) Borca Batık Olma Hali

Ancak söz konusu 3 aylık sürenin istisna olduğu bir durum vardır. O da terekenin borca batık olması halidir. Yani terekenin borca batık olması durumunda mirasın reddi için üç ay beklenmez. Mirası reddetme süresinin geçmiş ve miras borca batıksa bu durum mirasçılarca açılacak bir davada mirasın borca batık olduğunu iddia etmelerine engel değildir. Mirasçıların dava aşamasında mirası reddettiklerini bildirmeleri halinde mirasın borca batık olduğunu ileri sürdüklerinin kabulü gerekir (Yargıtay 4. Daire, 20.05.2002 Tarih, E. 2002/1607, K. 2002/5992 Sayılı Karar). Ayrıca açılacak davada herhangi bir süre öngörülmemiş olup her zaman açılabilir (Yargıtay 2. Daire, 09.11.2005 Tarih, E. 2005/15369, K. 2005/17543 Sayılı Karar). Bu bağlamda mükellefin süresinde reddetmediği mirasın TMK’ya göre ölüm tarihinde borca batık olduğu tespit edilirse miras kanunen reddedilmiş sayılacağından Adliye Mahkemesi’nce bu konuda karar verilmeden ölenin vergi borcundan varisin sorumlu tutulup tutulmayacağının tespiti mümkün değildir (Danıştay 4. Daire, 04.03.1976 Tarih, E.1975/2855, K.1976/523 Sayılı Karar). Diğer bir anlatımla mirasçının terekenin borca batık olduğunun tespiti için yaptığı müracaat adli makamlarca kesin sonuca bağlanmadan, mirasçı mirasbırakanın vergi borçlarından dolayı sorumlu tutulamaz (Danıştay 4. Daire, 25.05.1976 Tarih, E.1975/2854, K.1976/1354 Sayılı Karar). Ancak borca batık olduğu şayi ve sabit olmayan mirasbırakanın vergi borcundan dolayı mirasçılar sorumludur (Danıştay 13. Daire, E.1977/ 2350, K.1978/931 Sayılı Karar).

Diğer taraftan TMK “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını şart koşmuşken “hükmi reddin” sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörmemiştir (Aslan, 2017: 135). Öyle ki; “reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği” (TMK Md. 599) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olacak kişi açık irade beyanıyla ya da TMK’nın 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır. Bu bağlamda mirasçılarca açık ya da zımnen(kapalı olarak) miras kabul edilmişse örneğin; mirasbırakanın mirası üzerinde tasarruf edilmiş veya bankadaki parası harcanmış ise artık mirası reddetmek mümkün olamamaktadır (Timur, 1991: 50-53). Buna mukabil eşe dul aylığı bağlanmasının mirasın kabulü anlamına gelmemektedir (Danıştay 3. Daire, 19.9.2000 Tarih, E. 1999/4821 K: 2000/2781 Sayılı Karar).

Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi bunu defi yolu ile de ileri sürebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2001; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2008). Hükmi redde ilişkin açılacak dava için herhangi bir süre öngörülmemiş olup, dava her zaman açılabilir (Aslan, 2017: 135). Öte yandan mirasın reddedilebilmesi için reddeden kimsenin medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetine sahip olması gerekir. Bu ehliyeti haiz olmayan kimseler ise ancak yasal temsilcilerinin (veli, vasi, kayyım) izni ile mirası reddedebilirler.  Bu durumda ceninin mirasa ancak sağ doğum ile hak kazanacağı düşünüldüğünde cenin için ; “mirası red süresinin sağ olarak doğduğu andan itibaren başlayacağı” (Yargıtay 2. Daire 09.11.2005 Tarih, E. 2005/17543, K. 2005/153 69 Sayılı Karar), vasinin doğumdan sonra atanması durumunda ise reddi miras süresinin vasi atanmasından itibaren başlaması gerektiği söylenebilir.

E) Mirasın Reddi Nasıl Olur

Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılabilir. Mirasın reddi herhangi bir şarta bağlı değildir. Diğer bir ifadeyle mirasçı mirasın reddinde sebep bildirmek zorunda değildir (Şenyüz, 2003: 22). Ancak TMK’nın 609. maddesi uyarınca mirasın reddinin kayıtsız ve şartsız olması gerekmektedir. Ayrıca mirası reddeden kişi, mirasbırakanın ölüm olayını ve ölüm tarihini ispat etmek durumundadır (Yargıtay 2. Daire, 17.04.1986 Tarih, 3807/4060 Sayılı Karar). Diğer yandan mirasın en yakın mirasçılar tarafından reddedilmesi durumunda miras reddeden mirasçıların altsoyuna geçmez, terekenin sulh hâkimi tarafından tasfiyeye tabi tutulması gerekir (Yargıtay 7. Daire, 03.03.2011 Tarih, E. 2011/1223, K. 2011/1228 Sayılı Karar). Terekenin resmen tasfiyesi halinde ise resmi tasfiye sonucuna kadar varisler adına tarhiyat ve tebligat yapılamaz (Danıştay 4. Daire, 16.03.1970 Tarih, E.1968/3710, K.1970/1331 Sayılı Karar). Ayrıca mirasçılar açıkça mirası reddetmemiş olsalar bile müflis olan mirasbırakanın vergi borcundan dolayı sorumlu tutulamaz (Danıştay 4. Daire, 18.04.1984 Tarih, E.1982/6190, K.1984/1687 Sayılı Karar). Mirasın reddi, muristen dolayı eşine emekli aylığı bağlanmasına engel değildir. Başka bir anlatımla sağ kalan eş, ölen eşinden intikal eden mirası reddetse dahi eşine ait emekli aylığını da reddetmiş sayılmaz (Şenyüz, 2003: 28-31).  Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi tarafından, red tarihinden başlayarak 6 (altı) ay içinde reddin iptali hakkında dava açabileceklerdir (Gençcan, 2007: 967).

KAYNAKÇA :

Şenyüz, D. (2003a). “Mirasçılık Hakkı, Mirasın Reddi, Veraset İlamı Alınması ve Varislerin Sahip Olabileceği Haklar”, Yaklaşım Dergisi, Sayı: 127,https://uye.yaklasim.com/siparis-tipi?returnUrl=BuyMagazine.aspx?ID=2021&ContentID=3692

Aslan, M. (2017). “Mirasçıların Vergi Borçlarından Sorumluluğu”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt: 17, 127-144.

Erol, A., Elmas, N. (2014). “Mükellef Hakkı Olarak Reddi Miras”, Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Sayı: 124, 11-20.

Timur, M. (2000). “Ölen Mükellefin Vergi Borcu ve Mirasın Reddi”, Yaklaşım Dergisi Sayı: 85, 50-53.

Gençcan, Ö. U. (2007). Türk Medeni Kanunu Bilimsel Açıklama İçtihatlar İlgili Mevzuat, Yetkin Yayınları, Ankara.

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı