Genel

Şüpheli Hale Gelen Alacak İçin Karşılık

İstemin Özeti: 1993 takvim yılında icra takibi yapılmasına karşın tahsil edilemeyen alacak için 1994 takvim yılında karşılık ayırması eleştirilen kurum adına ayırılan karşılık matraha alınarak ikmalen kaçakçılık cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergi salınmıştır.
Tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen … Vergi Mahkemesi, … günlü ve E: …, K: … sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinin, alacağın şüpheli hale geldiği tarihte karşılık ayrılmasını zorunlu kılmadığı, alacağın, maddede gösterilen niteliklere sahip olup olmadığının önemi bulunmadığı, dönemin değişmesiyle alacağın şüpheli olma niteliğini kaybettiği kabul edilemeyeceği gibi alacağın şüpheli hale geldiği dönemin geçirilmesi halinde yeni değerleme günlerinde de tasarruf değerini muhafaza edecek olan alacak için karşılık ayırma imkanın kalkacağının kabulü halinde kanunda öngörülmeyen bir nedenle kanunla tanınan bir hakkın bertaraf edilmesi sonucu doğacağı, alacağın icra takibine konu edildiği tartışmasız olduğuna göre şüpheli hale geldiği dönemde karşılık ayırılmamış olması nedeniyle müteakip dönemin değerleme gününün tasarruf değerine göre şüpheli alacak kaydında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılmasına karar vermiştir.
Vergi idaresinin temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi, 17.9.1997 günlü ve E:1996/5260, K:1997/2930 sayılı kararıyla; 213 sayılı Yasanın 174 ve 323 üncü maddeleri uyarınca, yükümlülerin diledikleri yılda şüpheli alacak karşılığı ayıramayacakları, alacağın şüpheli hale geldiği yılda karşılık ayırabilecekleri ya da alacağın değersiz hale geldiği yılda zarara atabilecekleri, zira şüpheli alacak karşılığı ayırma zamanının yükümlülerin ihtiyarına bırakılmasının, onları en çok kar sağladıkları yılda şüpheli alacak karşılığı ayırma yoluna iteceği, bunun ise yasa yapıcının amacına aykırı düşeceği gerekçesiyle, mahkeme kararını bozmuştur.
Bozma kararına uymayan … Vergi Mahkemesi, … günlü ve E: …, K: … sayılı kararıyla ilk kararında direnmiştir.
Direnme kararı vergi idaresince temyiz edilmiş ve inceleme raporuna dayanılarak salınan cezalı vergide yasaya aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi …’ın Düşüncesi: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesinde şüpheli alacaklarla ilgili düzenlemeye yer verilmiş, şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabileceği kurala bağlanmıştır.
Şüpheli alacaklar için ancak şüpheli hale geldikleri hesap döneminde karşılık ayrılabilecektir.
1993 takvim yılında şüpheli hale gelen alacak için 1994 yılında karşılık ayrılması Yasanın amacına aykırılık oluşturacağı gibi, gelir ve giderlerin hesap dönemi itibarıyla kayıtlara intikalini öngören 213 sayılı Yasanın 174 üncü maddesine de aykırı düşecektir.
Ancak, olaya kaçakçılık cezası yerine kusur cezası uygulanması gerekmektedir.
Geçici vergi aslının, mahsup döneminin geçmiş olması nedeniyle, kaldırılması yasal gereklilik olup, cezanın kusura dönüştürülmesi gereklidir.
Bu nedenle, temyiz isteminin kabulüyle ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı …’nun Düşüncesi:1993 yılında şüpheli hale gelen alacak için 1994 yılında karşılık ayrılmasının kanuna uygun olmadığından bahisle düzenlenen inceleme raporuna göre davacı kurum adına yapılan tarhiyatın kaldırılmasına ilişkin … Vergi Mahkemesinin ısrar kararı temyiz edilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre şüpheli hale geldiği kabul edilen alacak için karşılık ayrılması,bir zorunluluk değil kullanılması mükelleflerin ihtiyarına bırakılmış bir haktır. Tanınan hakkın kanunda öngörülen zamanda kullanılmaması halinde müteakip yıllarda bu haktan yararlanılması söz konusu olamayacağından davacı kurum adına yapılan kurumlar vergisi tarhiyatında kanuna aykırılık bulunmamakta ve bu nedenle ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
Ancak, Kurumlar Vergisi Kanununun Mükerrer 40 ncı maddesinin atıfta bulunduğu Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 120 nci maddesinde yer alan ve yıllık beyanname verme süresi geçtikten sonra ikmalen veya re’sen tarhedilen geçici vergi aslının aranmayacağı yolundaki hüküm karşısında geçici vergi aslının; fon payına ilişkin 3824 sayılı Kanuna göre de ikmalen ve re’sen tarhlarda fon payı hesaplanması mümkün olmadığından fon payı ve buna bağlı cezanın terkini gerekmekte olması nedeniyle temyize konu Mahkeme kararında sonucu itibariyle bu yönlerden kanuna aykırılık görülmemiştir. Bu nedenle, temyiz isteminin kurumlar vergisi tarhiyatı ve geçici vergi cezası yönünden kabulüyle Mahkeme kararının bu yönden bozulması, geçici vergi aslı ve fon payı yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
1993 takvim yılında icra takibi yapılmasına karşın tahsil edilemeyen alacak için 1994 takvim yılında karşılık ayırması eleştirilen kurum adına ayırılan karşılık matraha alınmak suretiyle ikmalen salınan kaçakçılık cezalı kurumlar vergisi ve geçici vergiyi kaldıran vergi mahkemesi ısrar kararı vergi idaresince temyiz edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibarıyla tutulacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu, 323 üncü maddesinde, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla, dava veya icra safhasında bulunan alacaklar ile yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek alacaklar şüpheli alacak sayılmış, bunlar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayırılabileceği kurala bağlanmıştır.
Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idamesi ile ilgili alacaklardan şüpheli hale gelenler için hesap döneminin son günü olan değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayırılabilecektir. Maddedeki karşılık ayrılabilir şeklindeki ihtiyari hüküm, seçimlik hakkının kullanılmaması halinde şüpheli alacağa ait verginin ilgili bulunduğu dönemde istenmesi sonucunu doğurur.
Yasa yapıcı öngördüğü düzenlemeyle icra takibi veya dava safhasında olmakla birlikte tahsil imkanı da bulunan alacak için karşılık ayırma imkanı sağladığına göre karşılığın, alacağın şüpheli hale geldiği dönemde ayrılması gereklidir.
Mükellefin şüpheli hale gelen alacak için ilgili dönemi izleyen yılda karşılık ayırması, 213 sayılı Yasanın 174 üncü maddesinde öngörülen dönemsellik ilkesine de aykırılık oluşturacaktır.
Gelir Vergisi Kanununun Mükerrer 120 nci maddesinin 1.1.1994 tarihinde yürürlükte olan 4 üncü fıkrasında, yapılan incelemeler sonucunda geçmiş dönemlere ait geçici verginin eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için resen veya ikmalen geçici vergi tarh edileceği, ancak yıllık beyanname verme süresi geçtikten sonra geçici vergi aslının aranmayacağı, bu vergiye gecikme faizi ve ceza uygulanacağı öngörüldüğünden 1994 takvim yılına ilişkin beyanname verme süresinin geçtiği ve mahsup imkanı kalmadığı gözönüne alınarak geçici vergi aslının aranmaması ancak, ceza hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, … Vergi Mahkemesinin … günlü ve E: …, K: … sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 12.11.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

X – K A R Ş I O Y Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, vergi mahkemesi ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.

D A N I Ş T A Y ; VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU ; Esas No: 1999/102 ;  Karar No: 1999/480

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı